Belçika'da Savcılık, terör örgütü DHKP-C üyelerine ilişkin Brüksel Temyiz Mahkemesi tarafından geçen ay verilen ve sanıkların aklanmasına veya salıverilmesine yol açan karara itiraz etmeyeceğini, "bu sayfayı kapatacağını" ve Yargıtay'a gitmeyeceğini açıkladı.
Davada müdahil taraf olan Türk Devleti'nin ise kararı temyize götüreceği bildirildi.
TEMYİZ SÜRESİ
Mahkemenin kararına itiraz süresi bugün dolarken, Federal Savcılık bir açıklama yaparak temyiz için Yargıtay'a başvurmayacağını bildirdi.
Savcılık Sözcüsü Lieve Pellens, "Brüksel Temyiz Mahkemesinin kararını dengeli ve gerekçeli bulduklarını" söyledi ve "Artık bu sayfayı kapatma zamanının geldiğini düşünüyoruz" dedi.
Sözcü, Türk Devleti'nin temyize gitme kararının hatırlatılması üzerine, böyle bir durumda, "normalde" Savcılığın da izlemesi gerektiğini, ancak bunun zorunlu olmadığını ve Türkiye'nin itirazına katılmayacaklarını anlatmakla yetindi.
Türk Devleti'nin avukatı Kris Vincke ise, basına yaptığı açıklamada, Türkiye'nin kararı temyize götüreceğini ve gerekli başvuruları yaptığını bildirdi.
Ankara'dan talimat aldığını duyuran avukat, Türkiye'nin Musa Asoğlu ve Bahar Kimyongür'ün terör suçundan beraatlerini temyiz etmek için yeterli hukuki dayanağa sahip olduğunu düşündüğünü, her iki kişinin de Türkiye'de kanlı bir terör eylemine karışmış olmakla suçlandığını, Kimyongür'ün DHKP-C'nin sözcüsü olarak İstanbul'da 2004 Haziran ayında meydana gelen, üç masum sivilin öldüğü başarısız saldırı için özür dilediğini, Savcının, bir terör saldırısının savunulmasının, saldırının planlanması ve gerçekleştirilmesi kadar suç teşkil ettiğini savunduğunu, ancak Brüksel Temyiz Mahkemesinin yargıçlarının bu argümanı dikkate almadıklarını, Mahkemenin Kimyongür'ün faaliyetlerini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiğini kaydetti.
SONUÇLANAN DAVA-
Brüksel Temyiz Mahkemesi, terör örgütü DHKP-C ve üyeleriyle ilgili davayı 23 Aralık 2009 tarihinde sonuçlandırmış, 3 teröriste tecilli hapis cezaları vermiş, 3 teröristi suçsuz bularak beraat ettirmişti.
Mahkeme kararına göre, Belçika'da işledikleri suçlar çerçevesinde yargılanan terör örgütü üyelerinden Fehriye Erdal 2 yıl, Musa Asoğlu 3 yıl, Kaya Saz 2 yıl tecilli hapis cezasına çarptırılmıştı.
Mahkeme, bu sanıkları, terör örgütü üyesi olmak ithamından aklarken, "suç örgütü" yerine de, daha hafif anlamlı "çete" tanımlamasını tercih etmiş, savcılığın ağır ithamlarının kanıtlarını yetersiz bulmuştu.
Brüksel Temyiz Mahkemesi, diğer sanıklardan Bahar Kimyongür, Şükriye Akar Özordulu ve Zerrin Sarı'yı da suçsuz bularak beraat ettirmişti.
Mahkeme kararında, sanıkların üzerinde bulunan silah ve belgeler de dikkate alınmazken, Asoğlu'nun "çete başı" olarak tanıtıldığı dikkat çekmişti.
Türkiye, DHKP-C kararını temyize götürüyor
Türkiye, Belçika'da işlenen suçlar kapsamında görülen DHKP-C davasında verilen karara, temyiz başburusu için tanınan sürenin son gününde itiraz etti.
Yılan hikâyesine dönen Belçika'daki DHKP-C davasında yeni gelişme yaşandı. Yargı sürecinde müdahil taraf olan Türkiye, Brüksel İstinaf Mahkemesi'nin 23 Aralık 2009 tarihli kararına itiraz etti. Türkiye, örgüt lideri Musa Aşoğlu ile Bahar Kimyongör hakkında verilen kararın iptali için Yargıtay'a başvurdu.
Türk Devleti'ni temsil eden Avukat Kris Vincke, Dışişleri Bakanlığı'ndan gelen faksta, DHKP-C kararını temyize götürmesi talimatının geldiğini açıkladı. Vincke, itiraz süresinin bugün sona erdiğini ve talimatın sona anda geldiğini dile getirdi. De Standaard gazetesine konuşan Av. Vincke, Türkiye'nin DHKP-C'nin lideri Musa Aşoğlu ve sözcüsü konumundaki Bahar Kimyongür'ün terör suçundan beraatlarını temyiz etmek için yeterli hukuki dayanağa sahip olduğunu düşündüğünü, her iki kişinin de Türkiye'de kanlı bir terör eylemine karışmış olmakla suçlanmış olduğunu ifade etti. Vincke, Kimyongür'ün DHKP-C'nin sözcüsü olarak İstanbul'da 2004 Haziran ayında meydana gelen, üç masum sivilin öldüğü başarısız saldırı için özür dilediğini, Savcının, bir terör saldırısının savunulmasının, saldırının planlanması ve gerçekleştirilmesi kadar suç teşkil ettiğini savunduğu ancak Brüksel İstinaf Mahkemesi'nin yargıçlarının bu argümanı dikkate almadıklarını, Mahkeme'nin Kimyongür'ün faaliyetlerinin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirdiği kaydetti.
Türkiye'nin hukuki dayanaklarından birinin, Brüksel İstinaf Mahkemesi'nin Fransızca çalışan dairesinin, -daha önce din eksenli terör çerçevesinde görülen davalarda- benzer eylemleri suç olarak değerlendirmesi, oysa Flamanca çalışan dairenin bu hususu ifade özgürlüğü kapsamında görmesi olduğu belirtiliyor.
Türk Devleti'nin bu çerçevede İstinaf Mahkemesi'nin yorumunun Belçika'nın Terörle Mücadele Mevzuatı'na aykırı bulduğu ifade ediliyor. Ayrıca, DHKP-C'nin davanın sonucunu kendi zaferleri olarak görmesinin de Türkiye'yi "kızdırdığı" iddia ediliyor.
Belçika'da 10 yıllık süreç içinde dört mahkeme değiştiren DHKP-C davası sonunda terör örgütü yandaşlarını sevindiren bir kararla sonuçlanmıştı. Brüksel İstinaf Mahkemesi, Brugge ve Gent mahkemelerin aksine DHKP-C'nin terör örgütü olmadığına karar verdi. Belçika'da işledikleri suçlardan hakim karşısına çıkan 6 sanıktan 4'ü beraat ederken, üç yıldır firarda olan Fehriye Erdal gıyabında 2 yıla mahkûm edilmişti. Erdal'la birlikte hapis cezasına çarptırılan üç örgüt üyesinin aldıkları ceza, Belçika'da tutuklu kaldıkları süre göz önünde bulundurularak ertelenmişti. Böylece Belçika'da yargılanan DHKP-C üyelerin tamamı serbest kalmıştı.